Showing posts with label Akla Zarar Sacmalamalarim... Show all posts
Showing posts with label Akla Zarar Sacmalamalarim... Show all posts

Friday, 23 March 2007

Bi care..

Bizi cagiriyorlar top yekun,
Oyle bir cagiri$ ki,
Be$ para etmez, inan,
Ne $ohret ne de un.
$iddetinden bu cagiri$in
Zangir zangir dort duvar,
Beden ate$te, nabiz yuzelli...
Faydasi yok hic bir haykiri$in.
i$te a$k odunu ate$te,
Bi care pervane,
Bilmez misin
Bilmez misin kim dayanabilmi$ ki
Bu cagiri$a?
Dayanabilsin bicare pervane...


Tuesday, 27 February 2007

Hayattan Cikmak istiyorum

Beynime hayat dayadi en guclu silahini. Acimadan cekti tetigi... Dagitti en saf yanlarimi. Acinin en agiri bu. $uursuzca agitlar yakiyorum $imdi, ariyorum saf yanlarimi... Avuclarimda o masum koku; nice temiz, saf kan kokusu icinde yok umutlarm...

Yok dagilan saf yanlarim...
Ucuruma ko$uyorum $imdi...
Yokolu$a teslim ediyorum kendimi...
Ruhsuz bir bedenin can acitan tirnaklarini batiriyorum...

Bu hayattan cikmak istiyorum...

Monday, 8 January 2007

learning how to fall....

i was walking on a wire
looking down, there was no net
now, i'm standing at your door
me and my last cigarette, oh ...

yeah, we've been through this before
too late to cover up my tracks
damn the fool who begs for more
i'll take my past and paint it black

now this circus has left town
this clown has gotta get his feet back on the ground

i'm learning how to fall (learning how to fall)
learning how to take a hit (learning how to fall )
i had to walk before i crawled
it was winner take it all
now i'm learning how to fall... (learning how to fall)
yeah, i got the hang of it

i was standing in the light
there were faces all around
i put my gloves up for the fight
one sucker punch and i was down

i'm learning how to fall (learning how to fall)
learning how to take a hit (learning how to fall)
had to walk before i crawled
it was winner take it all
i'm learning how to fall... (learning how to fall)
yeah, i got the hang of it

i was flying through the clouds
pucker up, it's time to kiss the ground

i'm learning how to fall (learning how to fall)
learning how to take a hit (learning how to fall)
had to walk before i crawled
it was winner take it all
i'm learning how to fall... (learning how to fall)
now i got the hang of it (learning how to fall), (learning how to fall), (learning how to fall)
yeah i got the hang of it, (learning how to fall), (learning how to fall), (learning how to fall)
learning how to fall, (learning how to fall), (learning how to fall), learning how to fall

Sunday, 7 January 2007

Senaryo

Kalkti. Gozlerini tamamen acamiyordu. Sendeledi, du$tu. Secebildigi kadariyla beton bir duvarin dibindeydi. Gune$ oldukca yogun bir i$ik huzmesi saliyordu uzerine. Dar, karanlik bir hastahane koridoru gibi uzanan sokakta tek ba$inaydi. Sokak boyunca uzanan sira sira pencereler vardi duvarda. Bir de kaldirimlar. cevresini bulanik bir hayal halinde izledi bir sure daha. Pencerelerden sadece birinin acik oldugunu farketti; cunku gune$ i$inlari sadece oradan yansimiyordu. Bu durumda sokagi dolduran, ekmegin sicagina has kokunun oradan yayiliyor olma ihtimali pek kuvvetliydi. Kara verdi; kalkip pencereye kadar ilerleyecek, ekmegi pi$ireni bulacak, kendini ona teslim edip ekmeginden yiyecekti.

Tekrar kalkti. Du$memek icin duvara yaslandi, sicak beton duvar iyice destekliyordu onu. Birz ilerledi. cok yorulmu$tu. "Boyle olmayacak" dedi kendi kendine. Du$undu. Galba en iyisi bir ritim tutturarak adimlarini o ritime uydurmak olacakti. "Pab bara bap ba... Pab bara bap ba...

"
Pencerenin yanina gelince kaldirima
oturdu. Ekmegin kokusu butun vucuduna emirler yagdiriyordu. Sanki akli ucmu$tu ve ekmek itaat edilmesi gereken tek kudretti. "Dogrul" dedi ekmek. Ayaga kalkti. Deminden beri surunen kendisinin bunu nasil birden bire yapabildigini anlyamadi.

Oda, iceriyi aydinlatan gun i$igi sayesinde pencereden bakinca acikca goruluyordu. Tam kar$isinda eski bir televizyon, yaninda da bir kapi vardi. Odanin ortasinda mavi ve kirmizi renklerin alasi, buyukce bir hali ve solunda duvara dayali bir cekyat duruyordu. Duvarlari ise pembenin koyu bir tonuyla boyanmi$ ve kar$i kar$iya duran iki yagliboya tablo haricinde ciplakti.

Ekmek, "İceri gir" dedi. Zipladi. Ayagi pencerenin e$igine carpinca halinin uzerine dogru yuvarlandi. Kafasini kaldirdiginda kapida birisinin dikilmekte oldugunu gordu...


Saturday, 6 January 2007

Ba$liksiz Beklemelerim!!!

Inan bana...
Sonsuzla beraber otururuz kar$i kaldirimda, arabalar gecer gider, gune$ dogar batar
Ben, yine seni beklerim.

Arada bir icim sikilir, kirilirim sana,
Bana hic bakmamana ,gulmene, ama sadece dudaklarinla

Gelmene, ama ba$kalarina
Sevmene, ama herkesten fazla degil
Ben seni, bu umarsiz halinle beklerim.

Uzatirim ellerimi zamanli zamansiz
Kalir havada...
Ne yapacagimi bilemem, kaybetme korkusuyla

Bir laf atarim ortaya ve gulerim kahkahalarla
Yalandan da olsa
Ben seni, caresiz kapilarda beklerim.


Ruhum titrer, u$urum mavi ak$amlarda
cok u$urum
Sarilmak isterim, doygun sevdana
Siginmak isterim, kalbinin az ko$esine de olsa

Yetinmek isterim, yetmeyecegini bile bile
Ben seni, bencilce beklerim.

Yildizsiz gokyuzunde ay oluveririm
Pencereden izlerim, acirim kendime
Ben senden, ben herkesten uzagimdir artik
Olsun... Zaten,

Ben seni, uzakta beklerim.

Beyaz bir karanfile burunur bazen sevgin

Her kivrimi bir yurek ati$i
Vurgun guzelliginden sonra
Birak koparmayi, dokunamam bile
Dokununca kan damlar,
Kiyamam
Ben seni, koklamadan beklerim.

Ben seni beklerim...
....
Kac zaman sonra,
Hangi sonsuzluk ucurumunda

Bilemem ama...
Ben yine seni,
Ben hep seni, ...
....
Beklerim...

Friday, 5 January 2007

PopModern Kultur - Televizyon Kanallari


Modern insanın bu trajedisi, onu yozla$tiran, alcaltan, kimliksizle$tirip, kendi dogasindan kopmasina neden olan buyuk bir yikiminda ba$langicidir. Bu nedenle Modern insan alcaktir ama alcak dogdugu icin degil, alcalmadan ya$ama $ansini yitirdigi icin bu boyledir. O kadar yozla$mi$tir ki, doganin kar$isina ciplak elle cikmaya cesaret edemedigini haykirmak yerine o, dogayi fethetme adina, silahlariyla donanmi$ buyuk ve ha$in bir orduyu salar gonullere bu makina ile.

Thursday, 4 January 2007

Bir Pazar Sabahi...

Gunlerden pazardi. Hem severim hem de sevmem pazar gunlerini. Severim cunku tatildir, sevmem cunku bir gun sonra tatil bitmektedir. Yataktan kaltim, tuvalete dogru yurudum. Tuvaletten ciktigimda uykum hala acilmami$ti. Radyoyu actim; kayda deger bir$ey bulamadim. Teybe bir Smashing Pumpkins albumunu, Siamese Dream'i koydum ve divana uzandim. Kirmizi bir divandi, evdeyken genelde bu divana oturup pineklerdim. 'Today' calarken hayal kurmaya ba$lami$tim bile. Ya$adigin gunun onemli bir gun oldugunu sana hissettiren bir $arkiydi bu:

'Today is the greatest day I've ever known...'

Bugun onemli bir gun ama bir$eyler eksik
. Bir$eyler eksik ama ne? ustumdeki pijamalara baktim. Eskiydiler. Sokaga cikarken en guzel giysilerini giy, ama evde bu tip giysilerle uyu$uk uyu$uk otur... Aslinda kendimi saklamamaliydim. Neden ozel biri gibi gorunmek icin caba harcayayim ki? Ben ozel biri degilim, bunu biliyorum. Ama aslinda bunu kabul edebilmem de benim ozel biri olmami sagliyor.

'Can't wait for tomorrow, tomorrow's much too long...'

Bazen ken kendime soruyorum: Ben naapiyorum? Ben naapiyorum? Ne icin ya$iyorum? Yatiyorum, uyuyorum, kalkiyorum, gidiyorum, eve geliyorum...

'Is that all...? '


Basit. Sikici. Renksiz. Monoton. Ama yeterli? Hep ayni $eyleri yapiyorum, hergun... Ve hep ayni $eyleri yapmaya devam edecegim. Ta ki 'Biktim artik bu hayattan' diyecegim o gune kadar. O gun ne mi olacak? Hicbir$ey degi$meyecek. Cunku henuz o kadar cesur degilim. Henuz o kadar cesur degilim. Ama korkak biri de sayilmam. Cunku bazi $eylerin ayirdina varmaya ba$ladim artik. 'Sonunda oleceksem, neden ya$iyorum ki? ? ' Belki yaradanin korkusu. Belki az once de bahsettigim, cesaret eksikligi.

Pazartesiden bir gun once...

+ + - = 2+1-

Ani bir devinimle yerimden kalktim, butun her sey de benimle birlikte bicimsiz bir sekilde kalkti. Kendimi toparlayip hizli ve kararli adimlarla kapiya yoneldim. Paltomu koltugumun altina sikistirirken her zamanki gibi siritip iyi geceler beyler demeyi basarmistim, artik disaridaydim...

Yagmur coktan dinmis gokyuzunu belli olmayan bir renk kaplamisti. Buna renk bile denemezdi. Basimi hafifce kaldirdim, gozlerimin ucuyla gokyuzune baktim. Biliyordum, aslinda cok onemli de degildi. Kirmizi maviye kusmustu ve mavi ne yaptigini bulabilme isteginden olsa gerek dusunmek icin sakin bir yerlere segirtmisti. Aslinda bu renk de fena degildi hani. Belki bu kirmizi ve maviden farkli degildi, cok ender gorulen bir renkti bu belki ama kotu de denemezdi, ki bu alcaklik olabilirdi. İlk defa karsilasilan bir renge kotu damgasini vurmak ne kadar adilse, adalet benden onc
ekiler tarafindan yonlendirilmisti. Yeni bir seyler kesfedilmeliydi artik ve icinde iyi ile kotuyu notr oranlarinda karistirabilmeliydi. Basimi daha yuksege kaldirdim ve biliyorum diye fisildadim: Senin kotu olmadigina eminim, sadece bizden oncekiler var. Sana bir sans veriyorum oldugunu ispatlaman icin. Benim iyimi ve benim kotumu sen bilemezsin, bu yuzden goster bana oldugun seyi, gercekligini...

Alnimin tam ortasina kocaman bir damla indi. Kucuk molekullere ayrilanlar gozlerime hucum ettiler, ceza miydi simdi bu? Ellerim dizlerimde gozlerimi kirpistirirken, ciseleyen yagmurdan dustugu yeri eritecek sanki dedirten kacisiyla ihtiyar biri, kendisinden beklenmeyecek bir ceviklikle yanimd
an gecti. Hizla ilerlerken, ihtiyarlara ozgu bir deneyim ve kisik gozlerle, bu kim? burada ne yapiyor? diye dusunmeden de edemedi, yuzumde yansimasi olmadigina emin oldugum biri guldu, sonra uzuldu. Hayat ihtiyar, ihtiyar siradan bir hayatti.

20’li yaslarini dusundu. Her sey boyle bir yagmur da baslamisti belki de. O guzel bacaklar, o beyaz ten... İstiklale ciktiginda herkes ona bakiyor olabilirdi? Yagan yagmura ait olmayan bir damlanin gozlerinden suzuldugu kesfedildi. Artik ne yagmur ne de ben onemliydim ve ona baktiklarini bir filmi seridi halinde sunacak olan gosteri, yanlis adres verdiginden henuz buralarda degildi. Degismis bakislarinin farkinda sinsice gulumsedi.

Kucuk bir meydandi burasi, kucuk bir mabet ve bilinmeyen zamandi devasa heykellerle suslenen ve ne ihtiyar birinin dusunceleri ne de melegin biri bunu degistirme gayretinde olamazlardi, sakin olmaliydim. Bunu hicbir s
eyin degistiremeyecegi zaman, dehlizinden usulca cikti, gri isik huzmesi bulutlardan siyrilirken degisene mudahale edilmeyecegine dair aldigi emri kukredi. İhtiyar korkuyla gecmisin keskeli ucurumlarindan uyandi, benim rolum bitti diye mirildandi: Yapabilecegini bilebildigi en iyi seyi yapmisti. Nedeni goreceli bir hayiflanma ve uzuntuyle boyalari dokulmus bir apartman kapisindan gumusten bir golge gibi iceri sizdigi goruldu, kapinin araligi normal bir insanin iceriye girebilecegi gibi degildi, kapi hic istifini bozmadi ama bozuldum...

Gokyuzu yarilmisti sanki ve gri isiklarla yagmur hareketli bir rock parcasinda dans etmekteydiler. Yagmur siddetle yagmayi surduruyordu ve elbiseyle denize girmenin moda oldugu bir donemde cok populer bir konumda olmaliydim. Elimdeki ajandayi iki yana acarak bir sapkaymis edasiyla basima taktim. Her yer boyanmis, kaplanmisti; O rengin icinde olmak icin elimden geleni yapmaya hazirlandim. Paltomu daha giymemis oldugumu fark ettigimde, kahveden cikarken bitiremedigim, hala isaret ve orta parmaklarim arasinda islanip, kusmus, ne bakiyorsun lan dermis gibi bir haldeydi, bir yenisini yaktim. Bu mutlulugu hic kimse bozamazdi, kisa samsun bile buna engel olabilecek degildi, buna izin vermeyecektim. Nemli tutun dumani aslina kavusuyormuscasina gri halkalara karisip yukarilara suzulurken, anlam tatli bir tebessumle tek ve ben
imdi.

Yuzum gulumsedi, icimden bir ses anladim diyebildi. Sonsuz bir rahatlama ile elimde sigara gerisin geriye yollandik. Alnimdan damlayan yagmurun kesitlerinde catidan bir selaleymis gibi akan su beyaz bir arabanin uzerine dokuluyordu, bir bakkal kosesine dikilmis asmanin yapraklarindan yagmurun damlalarinin sekmesi ve yon degistirmesi kocaman bir anlamdi ve tum bunlari neden daha once gormedigimi sorgularken, kapidan iceri adimimi atmis bulundum.

- lan olm amma acayip adamsin lan... iki saa
t once ders caliscam diye bizi ihaleye mahkum ettin simdi de sican gibi burdasin lan.... ahaha ne is olm lan?
.........
........

uclu cay ocaginin uzerinde kaynayan caydanliklardan cikan duman, bilardo toplarinin tok sesleri ve duman alti olmus bir yagmurun asma yapraklarindan yansiyan gencligi niye susup bu kadar umarsiz oldugumu anlamaya calistilar. Susuz kalmisti her sey ve her yer kavurucu,sarimsi bir coldu artik.

- Olm iyi misin sen, lan sana diyoruz alooo ....

4 kisilik kahvehane masasi uzerindeki eski bilardo masalarinin emektar cuhasi cozmus olduklarinin oznel bilinciyle yesil bir aynay
a donusmus ve kendi gercekligini gostermekteydi, irkildim. Bu manzara ne zamandir gunesin dogusunu gormedigimi hatirlatti. Gunesin dogumu yavan bir siir gibi ezberlenmis miydi? Yoksa ezberlediklerimiz kendimizden baska bir sey degil miydi? Hayata 4. Adam olarak mi gelmistik? Ziyan edilen kac gunesin dogumuydu, sayilsa geri getirmek mumkun olabilir miydi? Tuplu sobaya ellerimi uzatirken, ince izgaralarindan cikan alevleriyle yaramaz bir cocuk kadar sendi ates. Ates, gunes ve et. Olan biten bu kadar basit degildi elbette ve demli bir bardak cayin kararli rengi degildi her sey... seker bu uyumu ve kararliligi hic cekinmeden bozabiliyorsa, tatli olmasinin ne anlami vardi? Kutsanmis bir donmeydi cay kasigininkisi ve mevlevi inanc gerceklesmisti: Donen ne idi?
........
..............

Agri kesicilerin mide bulandiran kimyasalligi koyu mavi dehlizlerde bir kasif edasiyla ilerlerken, ilac kokularinin boktanligi icimi tiksindirdi. Golge yapmayan ve ne ise yaradigi bilinmeyen hilalli beyaz sapka ne kadar da sacma bir seydi. Tosun irisi cilli bir hatun kendine geldin mi diye seslendi: Hadi cabuk gel kendine daha sirada 4 kisi var... Kendime gelmek zordu o yuzden gitmeyi denedim...

Belki 52 saat bir rekordu uyumamak icin, ama 4 kisi vardi daha sirada hayatin 4.su olmaya hevesli ve ziyan edilmis gun dogumlarindan bihaberdiler. cikamamistik icimizden, olamamistik kendimiz ve hayata 4. Kisi gerekliydi. Oyunun disina cikmak ve pilleri surekli sarj eden bir oyuncak olmamak lazimdi. Ait ve sahip olmamali ve olunmamaliydi, yenmek-yenilmek olmamaliydi; tum bunlar olmaksizin, olmaliydi...

Gozlerimin onunde parlak yildizlar ve sonmus aylar gezinirken yurumek zordu ama zor olan da hep guzel oluyordu. Yildizlara ya da hic olmazsa aylardan birine dokunmaliydim, hangisi daha kolaydi ki?... Islanmis asfalt da las
tik kokusu kadar gercek koyu mor bir otobus saga yanasti, sasirmadim, yagmur coktan uzaklasmisti. Teknoloji puflayarak kapiyi acti. sofor bir yerlerden tanidikti. Tanidigimi sandigim ve bundan emin olamadigim adam kaslarini kaldirdi: Geliyor musun?

Bilmiyordum, bilmem gerekiyor muydu? Anlamak yeterli miydi, siniri var miydi?Anlasilan, anlatanlarla anlayanlar arasinda kurallari onceden anlasilmis bir oyun muydu? Mizikcilik yapabilme olasiligi daha cekici iken, cozumu bulunamamis bilmecelerin yanitini bulana hangi gozumuzle bakiyorduk? Bilmeli ve anlamali miydim, dusunmeden binmeli miydim? Nereye gidiyordum ki? Her olasiligin sonsuza giden permutasyonlarinda basamaga cekingence adimimi attim. Yagan bir buyunun icinde kaybolmak istercesine otobus istekle kalkti. Gunes her yere siziyor, sonsuzlugun g
uzelliginden akiyordu. Bu isiklar yeniden dogacaklari ani biliyorlardi ve mutlu bir ifadeyle yalin ve icten bilginin gucundeydiler.

Koyu mor bir sabahta baska duraklarda durmadik.


A$ka Dair...

Bir yazar mesleginin zirvesinde olan kudretli bir adamin sevgilisi tarafindan aldatili$ini i$lemi$ti romaninda. Kudretli adamin hayati bir anda darmadagin olmu$tu. Mesleginin ve $ohretinin zirvesinde iken muhte$em bir kristal parcasinin darmadagin olmasi gibi bir anda hayati, duygulari, ki$iligi paramparca olmu$tu. Kendisini aldatan kadindan aldatildigi anda vazgecebilseydi, dostlarinin, cevresinin, onu gipta ile izleyen meslekta$larinin saygisini yitirmeyecekti. Darbeyi yemi$ ama maci kaybetmemi$ bir boksor gibi hayatinin geri kalan kismini saygin bir hekim olarak surdurecekti. Bir sure sonra da bu olay unutulacakti. Ama o oyle yapmadi. Kadini seviyordu ve bu yenilgiyi kabullenecek kadar guclu degildi. Mutlaka rovan$i almak istiyordu. A$ik oldugu kadinin kendisinden ba$kasini begenmesinin ruhunda yarattigi firtinalar, $uuruna, aklina ve benligine hukmetmi$ti. Sadece kadinin yeniden kendisini sevmesini, kendisine mecbur kalmasini, kendisine yalvarmasini istiyordu, umuyordu, bekliyor. Ve kendisini aldatan kadina, butun $ohretini, parasini, gecmi$ini, yakinlarini, onu zirveye ta$iyan butun bir hayati terk edip uzaklara onunla gitmeyi kabul etmesi icin yalvariyordu. Ve yazar yarattigi bu kahramanina hak veriyordu. Ancak o yaraya o hanceri saplayan cikarabilir, ba$ka hic kimse cikaramaz diyordu.

A$k bir histeri midir, kutsal bir duygu mudur, yoksa en buyuk bencillik midir? Neden bicagin keskin sirti gibi bir tarafi sevgi, baglilik, tutku, diger tarafi da karanlik bir ucurum gibi korkunc bir nefrettir. Neden her gun gazete sayfalarinda sevdigini gozunu kirpmadan olduren sogukkanli katillerin fotograflarini goruruz. İnsan en sevdigi $eyi nasil boyle yok edebilir. Neden sevdigi insanin ya$amasini, mutlu olmasini istemezde, kendisine ait olmadiktan sonra yok olmasini ister. Nasil kutsal bir duygu bu!

$ohretinin zirvesine tirmanmi$ bir tiyatrocu yillarini gecirdigi sevgilisi tarafindan sirtindan bicaklanarak olduruldu. Payla$ilabilecek her $eyi payla$mi$lardi. Aciyi, mutlulugu, sevgiyi, co$kuyu, ba$ariyi, ba$arisizliklari, umudu, gecmi$i, gelecegi. Kadin bicagi saplamadan once belki yarina dair planlar yapiy
orlardi. Ve kadin hangi duygularla kendi ya$aminin merkezinde yer alan bu adamin sirtina bicagi saplayabildi. Aslinda hancerledigi, yok ettigi $eyin kendi hayati, kendi gecmi$i, kendi gelecegi oldugunun farkinda mi idi acaba. Yoksa gercekten kendi hayati oldugunun farkinda oldugu icin mi yok etti. Elinden kayip gidecek bir hayata tahammul gucu olmadigi icin mi! Kendisine ait olmayacaksa hic kimseye, hicbir $eye ait olmamaliydi. O kendi a$kiydi. Kendisine ait a$kin ba$kasina ait olmasina dayanamadigi icin mi!

Biz a$ik oldugumuzu kendimiz icin mi seviyoruz. Begenilerimize hitap edene a$ik oluyoruz ve a$ik oldugumuzun bize ait olmasi mi onu degerli kiliyor. Begenilerimize ne kadar uygunsa, a$kimizin derecesi o kadar keskin mi oluyor. Guzel ve degerli buldugumuz birinin mutlaka bize ait olmasini istiyorsak ve bize ait olmayacaksa yok olsun diye du$unuyorsak, nefret ediyorsak neden a$k kutsal bir duy
gu oluyor. A$kin kendimizle ilgili kisminda her zaman kendi duygularimizin, arzularimizin tatmini yok mu? A$kta “kar$isindakine deger vermek” en nihayette begenilen $eye kendimiz icin verilen deger degil mi! “A$kin kutsalligi”, aslinda butun insanligin, ortak gunahini gozden kacirmak icin geli$tirdigi mu$terek bir aldatmacanin, bir illuzyonun ifadesi mi! A$k bu haliyle insanligin en bencil ve karanlik duygularindan biri degil mi!


Tuesday, 2 January 2007

Neyim var benim?

Gecmi$iyle yuzle$mekten kacinan insanlar neden hep daha ba$arili oluyor bu lanet olasi dunyada? Vicdan azabi diye bir$eyden haberleri olmadigi icin mi? Ben ne yazik ki her zaman durust bir insan oldum. İstedigim her$eyi cekinmeden soyleyebildim. $imdi geriye baktigimdaysa $unu goruyorum: Zaten cekinilecek yani olan pek de bir$ey yapmami$im bugune dek.

İnsanin kendisiyle cati$masi ne kadar acikli. Sanirim bu duyguyla ilk olarak bundan be$ yil kadar once tani$mi$tim. O zamanlar, ders cali$mayan ama notlari iyi olan, parmakla gosterilen bir ogrenciydim. $u anda da hala parmakla gosterilmeye devam ediyorum, tek fark artik notlarim iyi degil. Neyse, galiba bana bir$eyler olmu$tu. Ayni $imdiki gibi. Bazi $eylerin farkina varmaya ba$lami$tim. Ya$itlarima gore ilk a$ki erken ya$ami$ biri olarak sebepsiz bir komplekse kapilmi$tim belki de. Ama hayir, oyle bir$ey degildi bu, aslina bakarsaniz sorunun cevabi da acikti: basbayagi buyuyordum i$te. Ama buyudukce de kalbimin kuculdugunu hissediyordum. Hep esprili ve iyimser biri olarak taninan ben, beklenmedik bir $ekilde karamsar bir insan olup cikmi$tim. Beni cok iyi taniyan arkada$larim bile bunun nedenini bilemiyorlardi. Aileminse hicbir$ey umrunda degildi. Onlarla tek ileti$imim, yaptigimiz kavgalardi. Etrafima ofkemi sacmiyordum, ama birgun patlayabilecegimi biliyordum. Ve beni korkutan da buydu zaten.

İlk a$k unutulmaz derler, ama inanin onun goz rengini bile unutmu$tum. Aslina bakarsaniz kotu bir cocuk degildim, her$eyden onemlisi sadik bir sevgiliydim. Ama o kadar degi$kendim ki, kimseye bagli kalamiyordum. Her defasinda a$ik oldum, en uzunu iki ay sonunda etkisini yitirdi. İnsanlardan o kadar cabuk soguyordum ki...

Asla dikkatli bir insan da olmadim. Hep ayrintilarla ilgilendim, esas konu hakkinda hic du$unmedim bile. Beni, ozel olmasa da farkli biri yapan buydu belki de. Mesela, Cebimde hicbir zaman sigara ta$imadim. Ama hep sigara ictim. Bana kazik atan insanlar oldu. Ama onlar hakkinda hic kotu du$unmedim. İnsanlara hep iyi davranmaya cali$tim. Ama neden boyle yaptigimi hic anlayamadim. Gecmi$i hatirladikca somurttum, gelecegi du$undukce gulumsedim. Hayat akip gidiyor, seni umursamayacak kadar kendini begenmi$ bir $ekilde hem de. Ne demi$ Bay Dylan: "When you got nothing, you got nothing to lose..." Yani kazanabilmek icin, oncelikle elinde hicbir$eyin olmamasi lazim. Ne? Senin de mi elinde hicbir$ey yok? O zaman kazanmaya meyillisin demektir. Sacma geliyor di mi? Sen onu bir de bana sor.

Kimler?

bo$luk doldurmaca oynadik hayatimiz boyunca
hep bir $eyleri doldurduk durduk
bo$ kalanlara uzulduk,careler aradik
olmadiysa da yamalar yaptik
oyleymi$ gibi gorunduk yillar yili
ne de komik olduk yarabbi kimbilir
ayni $eyleri yedik ayni yerelere gittik
kabuslarimiz bile ayniydi her gece korktugumuz
farkli ruyalara hasret kalmi$iz aslinda ne aci
cember icinde ko$e yaratmaya cali$mi$iz
halkalarda ko$e kapmaca oynami$iz
cogumuz mizikci kimimiz mizikaci
ama hepimiz oyun bozan yurek yakanmi$iz
benzer notalarla harika balladlar yaptik
bir de dans uydurduk bunlara hic sikilmadan
pusulamiz eksikti ama bize yol gosterdi
sen sag ben selamet vardik i$te bir yerlere
bizler memnun olmayi mi bilemedik,yoksa
memnun olmayi mi istemedik acaba
yagmurun bile e$it degildi ki damlalari
her defasinda ya coktu ya da eksik
gune$ bazen sicakti bazense soguk
fakat nafile,yapamadilar
bizde bir farkindalik yaratamadilar
biz yine geni$ patikalarda yol aldik
on adam boyu yerlerde bile bencildik
kar$idan gelene yol vermedik,bilakis
kar$imizdan geldi diye yol bile aldik
dedim ya bizler cok geni$ patikalari sevdik
zamanla asfalt doktuk ama ayniydi her$ey
kim bilebilirdi ki caglayan zamanin durulacagini
nasil da me$gulduk de goremedik
bol zamanalarda siki$tik kaldik
dar tunellere ahalimizle daldik
$imdiyse onca acik gunlerde
bir biz islanip duruyoruz reva midir bize
geni$ mi geni$ yollarda trafige takildik
sucu yine kenardaki cicege attik
bizler adam olmayi mi bilemedik,yoksa
adam olmayi mi istemedik acaba

hani bi sozde aklima geldi,

beyazlari kirletende du$unceler temizleyende....
oysa beyaz hep beyaz asil degi$en renk bizde...